Irak yumurtanın vergisini artırdı, ihracatçı tedirgin

Sedat ALP Son iki yıldır ihracatında gerileme yaşanan yumurtada 2017’nin ilk üç ayında ortaya çıkan rakamlar üreticinin yüzünü güldürdü. 2016’nın ilk 3 ayında 64 milyon dolar
...

Buğday ithalatında ‘geçici’ Ukrayna perdesi açılıyor

Türkiye’nin Rusya’dan buğday başta olmak üzere ithal ettiği toplam 6 ürüne uyguladığı yüzde 130’luk gümrük vergisi, Türk ithalatçıları geçici çözümlere yöneltti. İthalatçılar, Rusya’nın boşluğunu geçici
...
Anasayfa | KÖŞE YAZILARI | Prof.Dr. Erol YILDIRIM | Böcek Kısırlaştırma Yöntemlerinin Geçmişi ve Bugünkü Durumu

Böcek Kısırlaştırma Yöntemlerinin Geçmişi ve Bugünkü Durumu

Bu konu tarihinde yayınlandı  946 defa okundu 
Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
Böcek Kısırlaştırma Yöntemlerinin Geçmişi ve Bugünkü Durumu

Son 30 yıl içerisinde böceklerin radyasyon ve kemosterilantlarla kısırlaştırılması fikri, teoriden uygulamaya geçmiştir. Bu sahadaki yoğun araştırmalar çeşitli kimyasalların ve radyasyon tekniklerinin çok sayıda böcek türünün kısırlaştırılabilmesine olanak vermiştir. Böylece, kısır böcek tekniğinin uygulama alanı genişlemiştir. Kısırlaştırma yöntemi ile popülâsyonda % 99 düzeyinde düşüş yapabilme potansiyeli varken, konvansiyonel kimyasal yöntemde % 90 arasında bir sonuç elde edilmesi beklenmektedir. Ayrıca, bu yöntemde maliyet daha düşük olduğu gibi, çevre kirliliği ve çevrenin olumsuz yönde etkilenmesi söz konusu değildir. Kısır böcek salma metodu, çevre kirliliğindeki emniyeti, yüksek oranda etkinliği ve spesifik olarak sadece hedef alınan böceğe etki etmesi sebebiyle çok ümit var bir yöntem olarak kabul edilmektedir.

Kısır böcek salma metodu yönteminin yeni bulaşma alanlarındaki böceklerde başarılı olabilmesi için erken tespit önem taşımaktadır. Çalışmaların yürütüldüğü alanlara çevreden yapılan değişik oranlardaki bulaşmalar araştırılmış ve gelen bu tabi popülâsyonlardaki döllenmiş böceklerin çok önemli olduğu ve yöntemin başarıya ulaşmasını engelleyici etki yaptığı saptanmıştır. Radyasyonun az da olsa kısırlaştırılan böceğin davranışlarını etkileyebilme ve bunun sonucu olarak bunların doğal popülâsyondaki bireylerle rekabet etmekte zorluk çekme olasılığının da gözden uzak tutulmaması gereklidir.

Radyasyon kaynakları iyi bir şekilde planlandığı, uygun ekipmanla en iyi bir şekilde kullanıldığında oldukça emniyetlidir. Kemosterilantlarda durum biraz daha farklıdır. Hemen tamamı insan sağlığına zararlı etki yapmaktadır. Hele bazılarının kanserojen olması bunların kullanımını engelleyen en önemli faktörlerden birisidir.

1955 yılında Cochliomyia hominivorax (Burgulu yara sineği)’ın Kobalt-60 uygulanarak laboratuarda kısırlaştırılmış erkeklerinin Coracao adasında salıverilmesi sonucu, bu adanın burgulu yara sineğinden temizlenmesi Entomoloji tarihinde dönüm noktası olmuştur. Bu yara sineğinin Meksika kökenli olduğu 1850’lerden bu yana Amerika kıtasında zarar yaptığı bilinmektedir. ABD’nin güney eyaletlerinde çoğalabilme imkânı bulan böcek, yaz aylarında kuzeye doğru yayılmaktadır. Sığırcılığı tehdit eden bu yara sineğinin mücadelesinde erkek kısırlaştırma yöntemini uygulayan ABD’de, 1957 yılında uygulanmaya başlanmış, başlangıçta uçakla haftada bir milyon sinek salımı yapılırken, sonra 14 milyon, daha sonraları ise serin aylarda 60 milyona, sıcak aylarda ise 110 milyona çıkarılmıştır. 1959’da ABD’nin güneydoğu, 1966’da güneybatı eyaletleri bu böcekten temizlenmiştir. Ancak, Meksika’dan gelen yeni bulaşmalar problemi yeniden başlatmış ve böceğin devamlı problem oluşturmasına sebep olmuştur. Bu durumda ABD, Meksika ile işbirliği yapma gereğini duymuş ve iki ülke arasında tampon bölge teşkil etmiş ve 1976’dan itibaren ABD’nin yardım ve desteği ile Meksika’da da laboratuar kurularak, hafta da 200 milyon kısırlaştırılmış sinek salınımına başlanmıştır. 1981’den itibaren ABD’de kısır sinek üretim sistemleri daha da modernize edilmiş ve üretim kapasitesi artırılmıştır. Kısırlaştırmada, sezyum-137 kullanılmaya başlanmış ve bulaşık alanlara haftada 500 milyon kısırlaştırılmış sinek salınması programlaştırılmıştır. Günümüzde burgulu yara sineği her iki ülkede de baskı altına alınmıştır. Ne var ki, burgulu yara sineği yenidünyadan eski dünyaya geçmeyi başarmış, 1989 yılından itibaren Tunus ve Libya’da yayılmaya ve zararlı olmaya başlamıştır. 1990’da popülâsyonunu ve yayılma alanını daha da genişleten bu böcek ülkemiz için de tehlike arz etmektedir.

Tablo 4’de radyasyonla kısırlaştırmada başarılı olunan birçok böcek türü belirtilmiştir. Bunlar arasında akdeniz meyve sineği ilk sırada yer almaktadır. Batılı ülkelerde yapılan çok sayıdaki araştırmalar yanında ülkemizde de bazı çalışmalar memnuniyet vericidir. Akdeniz meyve sineğinin pupalarından erginlerinin çıkmasına bir veya iki gün kala pupalar 9, 10 ve 11 krad dozda radyasyona tabi tutulmuş ve başarılı sonuçlar elde edilmiştir.

Kısır böcek tekniği ve kısır böcek salma metodu birçok böcek türüne karşı arazide başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Ancak, bunun daha da yaygınlaştırılabilmesi ve uygulamaya intikal edebilmesi için daha fazla çalışma ve araştırmaya ihtiyaç vardır. Belki de, birçok türler için kısırlaştırıcılarla konvansiyonel insektisitlerin birlikte kullanılması bunların ayrı ayrı kullanılmalarından çok daha iyi sonuçlar verebilir. Böylece, bu yetiştiricilerin bu yaklaşımı benimsemeleri daha da kolay olabilir. Özellikle, zarar yapmış böceğin ilaçlamayı müteakip azaldığını hemen görmek isteyen yetiştiriciler için bu durum daha da önemli görülmektedir. Benzer uygulama burgulu yara sineğine karşı uygulanmaktadır. İçerisinde insektisit, cezbedici madde ve sinek gıdası bulunan yemler palet halinde yaklaşık 2.5 kilometrekare alana 1 kilogram isabet edecek şekilde böcek yoğunluğunun yüksek olduğu alanlara 2-4 hafta süreyle uçakla atılmaktadır. Böylece sineklerin öldürülmesi ve popülâsyonun belirli bir düzeyin altına düşmesi sağlanmakta, bundan hemen sonra yapılan kısır böcek salımları daha etkili olmaktadır.

Kemosterilantlar kanserojen etkiye sahip bileşiklerdir. Bunların insan ve diğer canlılara etkisi konusunda net bilgiler mevcut değildir. Özellikle, alkalleyiciler mutasyonlara sebep olduklarından geniş şekilde kullanımları sakıncalıdır. Sıcakkanlılara çok zehirli bileşiklerdir. Bu yüzden kullanımında çok dikkatli olunmalıdır.

Yorum beslemesine abone olun Yorumlar (0 gönderilen)

toplam: | gösteriliyor:

Yorum gönder

  • Kalın
  • Italik
  • Altı çizili
  • Alıntı

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

Captcha
  • Arkadaşına gönder Arkadaşına gönder
  • Sayfayı yazdır Sayfayı yazdır