Rusya'ya niyet Belarus'a kısmet

Ekonomik yaptırımlar kapsamında Rusya'ya ihraç edilemeyen domatesin yeni pazarı, Belarus ve Ukrayna oldu. Rusya, Türk hava sahasını ihlal eden Rus savaş uçağının düşürülmesinden sonra, 1 Ocak
...

Organik tarım desteği başvurularında son gün 24 Mart

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB)  Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 9 Ocak 2017 tarihinde başlayan organik tarım desteği başvurularının 24 Mart 2017 Cuma günü mesai saati
...
Anasayfa | KÖŞE YAZILARI | Prof.Dr. Nazimi AÇIKGÖZ | Gen Transfer Devri Kapanıyor Mu?

Gen Transfer Devri Kapanıyor Mu?

Bu konu tarihinde yayınlandı  1040 defa okundu 
Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
Biyoekonomi ile bitki – hayvan ve diğer canlıların araştırma, geliştirme, üretim ve kullanımı için artı değerler üretilerek ekonomik kazanç sağlanması hedeflenmektedir. Aynı yaklaşımla tarım da, artı değerlere ulaşmak için yoğun araştırma yatırımlarına gereksinim duyar. Günümüzde özellikle nüfus artışı, gıda krizi, küresel ısınma gibi nedenlerle, birim üniteden maksimum verimin sağlanma konusu öne çıkmaktadır. Gerek bitki ve gerekse hayvan ıslahı ile bugüne kadar görülmemiş performansta yeni genotiplere ulaşılmıştır. Örneğin, bir dekardan 2,24 ton [1] çeltik hasadına olanak verecek çeşitlerin ıslahı gibi (Türkiye’de çeltik verimi 0,8 ton/da). Gelecekte geliştirilecek yeni çeşitler bu sınırları da zorlayacaktır. Aslında yarının gıda gereksinimi için, ekim alanları değişmese dahi (azalacağı beklenmektedir), her ürün için verimin sürekli artırılması zorunlu görünmektedir. O nedenle GEN’e yatırım karlı bir yatırım olmanın ötesinde stratejik bir yatırımdır [2]. Yeni çeşitlerin geliştirilmesi bitki ıslahı ile sağlanmıştır. Seleksiyonların başarıları sınırlandığında, yapay popülasyonlara gereksinim duyulmuş ve melezlemelerle kromozom aktarmaları başlamıştır. 1910’larda HİBRİT GÜCÜ veya MELEZ AZMANLIĞI gibi performans artışları sağlanmaya başlanmıştır. Bu evrede, tür içi ve türler arası melezlemelerle “YEŞİL DEVRİM [3]” gerçekleştirilmiştir. Salt bitki boyu kısaltılarak daha fazla verim sağlanmış ve böylece 1990’larda ikiye katlanan dünya nüfusunun gıda gereksinimi karşılanmıştır. Genelde bir çeşidin ıslahı için 12-15 generasyon (bir yılda iki, üç generasyon üretilebilir) gibi süre gerekmektedir. 1940’larda başlatılan mutasyon ıslahında ise tek gende kalıtsal değişim hedeflenmiş ve bugüne dek 3000 civarında yeni genotip tescil edilerek tarıma kazandırılmıştır. AB’de bitki ıslahının sosyal, ekonomik ve çevresel katkılarının neler olduğunu saptamaya yönelik bir araştırmada [4], 2000-2013 yılları arasında bitkisel üretimde verimin %16 arttığı ortaya çıkmıştır. Verim artışında ilaç, gübre, tohum ve diğer girdilerin toplu kullanımı etkili olmuştur. Fakat bitki ıslahı ile geliştirilen yeni çeşitlerin; yani tohumun; verim artışındaki payının %60 – 80 oranında olduğu tahmin edilmektedir. Söz konusu bu araştırmaya göre, bazı bitkilerin ıslahı ile yıllık %2,5’lara (şeker pancarı) varan bir artış sağlanması oldukça çarpıcıdır. 1990’larda başlayan gen aktarımları ile gelen GDO’lar, her yıl işlenen dünya tarım arazilerinin %13’ünde ekilmektedir. 2010’lara gelindiğinde ise, gen aktarmaya gerek kalmaksızın, genom içi düzenlemelerle yeni genotipler elde e dilmeye başlanmıştır. Yeni bitki ıslah teknikleri (YBIT) diye de tanımlanan bu genom düzenlemeleri bir seri yeni gen mühendisliği yöntemlerini kapsamaktadır. Testbiotech Factsheet 22-1-2015 [5]'e göre bu yöntemler “tilling, protoplast fusion, cisgenesis, oligonucleotide techniques, CRISPR-Cas, ZEN, TALEN, zinc finger nucleases, meganucleases ve epigenetics” başlıkları altında toplanmaktadır. Fakat bunlardan “CRISPR-Cas” üstünde en çok durulan kategoridir. Bu yöntemlerde, GDO’lardaki gibi dışarıdan herhangi bir gen transferi söz konusu değildir. Tersine, hedeflenen genin, işlem aşamasında uygulanan geçici DNA kesici enzimler yardımı ile susturulması, etkisinin artırılıp azaltılması, mikro-mutasyona tabi tutulması gibi genom içi uygulamalarla yeni genotipler yaratılmış oluyor. Doğal olarak bu yöntemler gen haritaları çıkartılan bitkilerde uygulanabilirler. Söz konusu YBIT, diğer bitki ıslah yöntemlerine göre ucuz ve zaman kazandırıcıdır. Nitekim daha şimdiden küçük bir Kaliforniya şirketi, yabancı ot ilacına dayanıklı kolza çeşidini, ABD ve Kanada’da pazarlamak üzere tescil ettirmiştir. Çin’de küllemeye dayanıklı buğday, Japonya’da raf ömrü uzatılmış domates, Birleşik Krallık’ta dormansi sorunu çözülmüş arpa genotipleri de yine CRISPR yönteminin yeni ürünleri olarak yakında pazara girebilecektir. Aynı yöntemin Birleşik Krallık’ta hayvan ıslahında da kullanıldığı ve boynuzsuz sığır ıslah çalışmalarının kısa zamanda sonuçlanacağı beklenmektedir. GDO’ya karşı olan AB’de, bu teknikler tohum sektörünün dikkatini çekti. Ve şu anda, dünyadaki YBIT ile ilgili araştırmaların %46’sı AB kaynaklı. Ne var ki bu teknikle geliştirilen çeşitlerin tescili, GDO’ları da kapsayan yönerge ile aynı kategoridedir (Directive 2001/18/EU). Gerçekten de söz konusu biyogüvenlik mevzuatına göre “geleneksel yöntemler dışında, modern gen mühendisliği yöntemleri ile geliştirilmesi” nedeniyle GDO ve YBIT ürünlerinin tescili farksızdır. Halbuki 2000’li yıllarda devreye giren bu yönerge, bitkinin kendi genomu içinde yapılan gen mühendisliği uygulama ve bulgularından önce çıkarılmıştı. Durum AB’nin yetkili organlarında değerlendirilmektedir. Fakat YBIT ve GDO hala aynı kefeye konduğu takdirde, bundan AB tohum sektörü çok zarar görecektir. Çünkü birçok risk analizi gerektiren GDO’lu çeşit adaylarının tescil masrafları, onlarca milyonluk bütçeler gerektirmektedir ve şu anda YBIT’i kullanan AB firmalarının %90’ı KOBİ, yani söz konusu tescil masraflarını kaldıramayacak küçük işletmelerden oluşmaktadır. O nedenle, eğer YBIT için ayrı bir yönerge çıkarılmadığı takdirde bundan, yalnız küçük tohumculuk kuruluşlarının rekabet güçleri olumsuz etkilenmekle kalmayacak, yenilikçi bilim bundan darbe alacaktır! [1]Açıkgöz N. 2013: ÇELTİK VERİMİNDE DEKARA 2,24 TONLUK DÜNYA REKORU http://bit.ly/1UBBrYA [2] http://bit.ly/1UTYIol [3]1960’larda Nobel ödüllü Dr. Bourlogh ve ekibi buğday ve çeltikte bitki ıslahı bitki boyunu kısaltarak sağladıkları verim artışı ile ikiye katlanan dünya nüfusunun gıda gereksiniminin karşılanmasını sağlamışlardır. [4] http://bit.ly/1Uq6m9w [5] http://bit.ly/1fJLKrJ

Yorum beslemesine abone olun Yorumlar (0 gönderilen)

toplam: | gösteriliyor:

Yorum gönder

  • Kalın
  • Italik
  • Altı çizili
  • Alıntı

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

Captcha
  • Arkadaşına gönder Arkadaşına gönder
  • Sayfayı yazdır Sayfayı yazdır