Tarım işçisinin ekmek kapısı: Turp

Türkiye'nin turp ihtiyacının büyük bölümünün karşılandığı Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde, her yıl kış aylarında yaklaşık 5 bin kişi geçimini turp tarlalarında çalışarak sağlıyor. İlçede "bacasız fabrika" diye
...

Tarım Bakanı: Palm yağı araştırılacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Türkiye'de palm yağı kullanılan ürünler konusunda bilimsel bir çalışma yapılmasının kararlaştırıldığını belirterek, "Yapılacak çalışmanın sonuçları kamuoyu ile paylaşılacak
...
Anasayfa | KÜTÜPHANE | HAYVANCILIK | İpek Böcekciliği

İpek Böcekciliği

Bu konu tarihinde yayınlandı  2208 defa okundu 
Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
Askı,Koza Hasadı Pazarlama ve Kurutma  

ASKI ,KOZA HASADI PAZARLAMA VE KURUTMA

Askı:

Beşinci yaş sonunda ipekböcekleri yem yemeyi keserek kendilerine koza örecekleri uygun yerler aramaya başlarlar. Bu hale gelmiş olan ipekböceklerine olgun ipekböceği denir. Olgun ipekböceklerinin vücutları kısalır. Renkleri hafifçe sararır. Işığa karşı tutulup bırakıldıklarında şeffaflaşmış gibidir. İpekböcekleri olgunlaşmadan askı dediğimiz ipekböceklerinin üzerinde koza öreceği materyal hazır olmalıdır. Yurdumuzda genellikle bitkilerden yapılan askılar kullanılmaktadır: Bu askılar bazen koza örmeye elverişli olmayan miktarda nem ihtiva ederler. İyi bir askıda bulunması gereken özellikleri şöyle sıralayabiliriz. Askı üzerinde sıkışıklığa meydan vermeyecek şekilde geniş yüzey ihtiva etmeli.

Askı içinde serbest hava dolaşabilmeli ve nem kolayca yok edilebilmeli.

Maliyeti düşük olmalı ve uzun süre kullanılabilmeli

Bitkisel Askılar

Ülkemizde askı olarak hardal, katır tırnağı, pırnar ve püren gibi bitkiler kullanılmaktadır. Bunların yanına bazı bölgelerde meşe ve çam dalları da askı olarak kullanılmaktadır. Ancak meşe ve çam dalları askı olarak pek uygun olmadığı gibi ormanların tahribine de neden olur.

Askı olarak kullanılacak bitkiler askıdan en az 10-15 gün önceden toplanarak kurutulmalıdır. Bir kutu için 250-300 adet askıya ihtiyaç vardır. Yetersiz askı sıkışıklığa ve çifte koza sayısının artmasına neden olur.

İpekböcekleri olgunlaşmaya başlayınca askılar kerevetler üzerine uygun aralıklarla yerleştirilir. Askıları kolayca havalandırılacak ve henüz olgunlaşmamış ipekböceklerine yaprak vermeye mani olmayacak şekilde yerleştirmek gerekir. Kerevetler üzerine yerleştirilen askılara ipekböcekleri kendileri çıkarak kozalarını örerler.

Plastik askılar: Uzun yıllar kullanılabilen, temizlik ve dezenfeksiyonları kolay olan bir askı çeşididir. Koza kalitesini yükseltir ve işçilikten tasarruf sağlar. Genellikle 60x100 cm boyutlarında olan bu askılardan bir kutuluk üretim için 40-45 tane gerekir. Bu tip askılarda olgunlaşan ipekböcekleri elle toplanarak askı üzerine konulmalıdır.

Uzun yıllar kullanılabilen, temizlik ve dezenfeksiyonları kolay olan bir askı çeşididir. Koza kalitesini yükseltir ve işçilikten tasarruf sağlar. Genellikle 60x100 cm boyutlarında olan bu askılardan bir kutuluk üretim için 40-45 tane gerekir. Bu tip askılarda olgunlaşan ipekböcekleri elle toplanarak askı üzerine konulmalıdır.

Askı döneminde sıcaklık ve nem:

Askı döneminde sıcaklık ve nem koza kalitesini etkileyen en önemli unsurlardır. Özellikle kozanın örüldüğü ilk 3-4 günlük sürede sıcaklığın 23-24 derece nemin de %70'in altında olmasına dikkat etmek gerekir. Sıcaklık 20 derecenin altına düşerse koza örme tamamen durur. Askı döneminde fazla nem ipekböceklerinin ipek çıkarmasını yavaşlatır. Kozanın rengini ve parlaklığını bozar. Askı odasında gerek çıkan ipeğin kuruması, gerek ipekböceklerinin içlerini boşaltması nedeniyle nem artar. Dolayısıyla askı odasının kapısı hiçbir zaman kapatılmamalı. Ancak içeride kuvvetli bir hava cereyanı da olmamalıdır. Kuvvetli hava cereyanı veya askılar üzerine kuvvetli bir ışık gelmesi ipekböceklerinin kuytu yerlerde birikmelerine sebep olur. Böyle sıkışık askılarda çifte koza miktarı artar.

Kozalar ne zaman askıdan sökülmeli?

Hasat

Kozaların hasadı için en uygun zaman askı başlangıcından itibaren 8. ve 9. ncu günlerdir. Sıcak bölgelerde bu süre biraz daha kısaltılabilir. Ancak hasattan sonra pazara götürülüp satılması 10-11 günden geriye bırakılırsa kozaların ağırlık kaybedeceği unutulmamalıdır. Koza hasadında öncelikle askı üzerinde (varsa) koza örmeden ölmüş olan hasta böcekler bir küçük maşa yardımı ile diğer kozaları lekelemesine fırsat vermeden toplanmalı ondan sonra kozalar askıdan sökülmelidir.

Kozalar askıdan söküldükten sonra yapılacak ilk iş kozalar üzerindeki koza pamuğu adını verdiğimiz gevşek örgülü kısmın tamamen alınması ve hatalı kozaların ayrılması işlemidir.

Bu ayırımda lekeli kozalar, zayıf yani kolayca ezilebilen kozalar, sallandığında içinden krizalit sesi gelmeyen sağır kozalar, uç kısımları sivri ve yumuşak olan kozalar ile anormal şekilli kozalar bir grup, çifte kozalar diğer bir grup, Alâ kozalarda bir grup olmak üzere kozalar en az üç gruba ayrılmalıdır. Gereğinde çok lekeli ve ezik olanlar, irilik bakımından farklı olan ala kozalarda ayrı gruplar haline getirilebilirler.

Seçim işi bittikten sonra kozalar fazla bekletilmeden ve mümkün olduğunca sabah erken ve serin saatlerde kızışmayacak ve kozaların ezilmesine sebep olmayacak ambalajlar içerisinde pazara götürülerek satılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki askı başlangıcından itibaren 15-18 gün sonra kozaların içindeki krizalitler kelebek haline gelerek kozayı delip dışarı çıkarak kozaların ticari değerlerini düşüreceklerdir. Bu nedenle vaktinde satılamayan kozalar derhal boğularak kurutulmalıdır.

Kozaların boğulması - kurutulması:

Koza boğma adını verdiğimiz kozaların içindeki krizalitlerin öldürülmesi işlemi genel olarak mihnak adı verilen buhar odalarında yapılır. Bu odalarda 75-80 °C de 30-40 dakika bırakılan kozaların içindeki krizalitler öldürülür ve kozalar kerevetlerde kurutulurlar.

Bu işlem basit olarak bir kazan içinde de yapılabilir. Bu iş için öncelikle kozalar seçilmiş olmalı ala ve lekeli kozalar ayrı ayrı buhara tabi tutulmalıdır. Aksi halde lekeli kozalar diğer kozaları da lekelerler

Herhangi bir nedenle kozaların satılmaması halinde boğma işlemi basitçe şöyle yapılabilir. Derince bir kazan içerisine bir sacağı ve sacayağı seviyesini aşmayacak kadar su konur Sacayağı üzerine bu suya değmeyecek şekilde bir elek veya kalbur oturtulur ve bunun içi koza ile doldurulur. Kozaların üzerine de 2-3 tane çifte koza konur ve kazanın üzeri büyükçe bir tepsi ile kapatılır (Gerekirse kapak üzerine bir ağırlık konabilir). Kazandaki suyun kaynamaya başlamasından sonra 30-40 dakika beklenir ve daha sonra kapak aralanarak kozaların en üstünde duran çifte kozalardan biri alınarak içindeki krizalit çıkarılır. Krizalitin karın kısmı yarıldığında buradan çıkan yeşil mercimek büyüklüğündeki (ipekböceğinin orta midesi) katı pişmiş bir yumurta sarısı gibi kesilebilecek kadar katılaşmış ise boğma işlemi tamamlanmış demektir, aksi halde bıçağın ucu değdiğinde patlayıp içinden bir sıvı akıyor ise krizalit ölmemiştir, dolayısı ile işleme devam etmek gerekir. Kalan kozalarda zaman zaman kazandaki eksilen su tamamlanarak aynı sistemle boğulurlar.

Kozalar boğma işleminden sonra havadar bir odada kerevetler üzerine en çok 15 cm kalınlıkta olmak üzere serilir ve zaman zaman karıştırılarak bir ay süre ile kurutulduktan sonra çuvallara doldurularak rutubetsiz bir yerde satılıncaya kadar saklanabilirler. Tam kurumuş kozalar boğulmadan önceki ağırlıklarının %60'ını kaybederler.

Tavsiye edilmemekle beraber mecbur kalındığında koza boğma ve kurutmada başvurulacak bir diğer yol kozaların güneşe serilerek en az bir hafta süre ile kurumaya terk edilmesidir. Bu yolla hem krizalitler ölür hem koza kurur. Ancak unutulmamalıdır ki güneş ışığı kozanın ipek telleri için zararlıdır. Bu nedenle kozaların üzerine koyu renkli bir örtü örtmek yararlı olacaktır.

Kaynak : tedgem.gov.tr

Yorum beslemesine abone olun Yorumlar (0 gönderilen)

toplam: | gösteriliyor:

Yorum gönder

  • Kalın
  • Italik
  • Altı çizili
  • Alıntı

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

Captcha
  • Arkadaşına gönder Arkadaşına gönder
  • Sayfayı yazdır Sayfayı yazdır