Kalkan balığının kilosu 130 TL'ye yükseldi

Karadeniz'de son yıllarda az miktarda avlanan kalkan balığının kilogramı Sinop'ta 130 liraya kadar yükseldi. Karadeniz'de son yıllarda az miktarda avlanabilen kalkan balığı, tezgahlarda kilogramı 80 ila
...

Ege'nin en büyük tarım fuarı açılıyor

DENİZLİ'de bu yıl 13'üncüsü düzenlenen Tarım, Sera ve Hayvancılık Fuarı, 22-26 Şubat'ta EGS Park Fuar Merkezi'nde açılacak. Bu yıl 180 firmanın katılacağı belirtilen fuarı, 160
...
Anasayfa | KÜTÜPHANE | SEBZECİLİK | SOĞAN YETİŞTİRİCİLİĞİ(TAM)

SOĞAN YETİŞTİRİCİLİĞİ(TAM)

Bu konu tarihinde yayınlandı  16592 defa okundu  ve  1 adet farklı yorum eklendi.
Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
1. Ekonomik önemi anavatanı ve yayılma alanları

2. Morfolojik özellikleri

2.1. Kök
2.2. Gövde
2.3. Yaprak
2.4. Çiçek
2.5. Meyve, tohum ve çimlenme özellikleri

3. Tohum ve çimlenme özellikleri

3.1. İklim İsteği
3.2. Toprak İsteği

4. Yetiştirilme istekleri

4.1. Toprak hazırlığı, ekim, dikim ve bakım işleri

5. Yetiştirilme şekli

6. Olgunluk hasat ve depolama

7. Verim

8. Tohum üretimi

 

1. Ekonomik Önemi Anavatanı ve Yayılma Alanları

Şimdiye kadar Liliaceae familyası içinde gösterilen bu sebze yeni kayıtlarda Amarylliceae familyasında yer almaktadır.

Soğan, ülkemiz insanının beslenmesinde son derece büyük önem taşıyan hemen her yemeğimize lezzet katan, ekonomik önemi son derece yüksek olan sebzelerimizden birisidir.

DİE verilerine göre 1997 yılında ülkemizde 105.000 ha alanda 2.100.000 ton kuru soğan üretilmiştir (Anonymous, 1998). Aynı yılda üretilen taze soğan miktarı ise 235.000 tondur. Sadece bu değerler dahi soğanın ülke ekonomisindeki yerini anlatmaya yeterlidir.

Ülkemizin hemen her tarafında soğan yetiştirilmekle birlikte üretim Trakya Bölgesi ile Balıkesir , Bursa, Bandırma, Amasya, Çorum, Tokat, Kastamonu, Hatay ve Denizli illerinde yoğunlaşmıştır.

Soğan bir Batı Asya bitkisidir.(Hössilin ve ark., 1964; Oraman 1970; Bayraktar 1981). Yabanilerine Belucistan, Afganistan, Türkistan, İran ve Doğu Anadolu'da rastlanır. Bazı araştırıcılar soğanın Akdeniz ülkelerinden çıkarak dünyaya yayıldığını bildirmektedir. İnsanlar tarafından tüketiminin eski Mısırlılar zamanına kadar uzadığı tarihi eserlerden anlaşılmaktadır. Homer ve Heradot'ta soğandan eserlerinde bahsetmişlerdir. (Dillingen. 1956)

Soğan kuzeyde 50. Enlem derecesine kadar yayılmıştır. Dünya üzerinde çok geniş bir alanda yetiştirilmesi yapılmaktadır.

2. Morfolojik Özellikleri

2.1. Kök
2.2. Gövde
2.3. Yaprak
2.4. Çiçek
2.5. Meyve, tohum ve çimlenme özellikleri

2.1. Kök

Kökler gövdeden tek tek çıkarlar. Ender olarak dallanırlar. Bitki çok yoğun bir kök kütlesi meydana getirir. Köklerin yaklaşık %75 i toprağın 20-25 cm derinliğinde gelişirler. Kökler nadiren 50 cm veya daha derine ulaşırlar. Etli kök yapısına sahiptirler. Toprağı havalandırma ve toprağa organik madde kazandırma bakımından faydalı olurlar. Soğan bitkisi soğan oluşturma döneminde ihtiyaç duyduğu büyük miktarlardaki besin maddelerinin alımını bu kuvvetli kök yapısı ile gerçekleştirir. Kökler yanlara doğru fazla yayılmaz. Toprağa dar bir açı yaparak veya dik olarak girdikleri için soğanı sık olarak yerleştirmek mümkün olmaktadır.

2.2. Gövde

Soğanda gövde, köklerin çıktıkları nokta ile etli yaprakların çıktıkları noktaların arasında yer alır. Rozet şeklinde bir yapıdadır. Soğan büyüklüğüne bağlı olmaksızın bazı soğanlarda daha küçük bazılarında ise daha büyük ve belirgindir. Eski eserlerde soğan gövdesinin çiçeklenme esnasında meydana gelen çiçek demeti sapı olduğu belirtilmişsede gerçek gövde bu değildir. Gerçek gövde 1-4 mm kalınlığında, 6-12 mm genişliğinde, orta kısmı daha kalın bir düğmeye benzer. Soğan iriliği ile gövde üzerinde yer alan büyüme konisi sayısı arasında pozitif bir korelasyon vardır. Bir gövde üzerindeki sürgün ucu sayısı (çiçek demeti sayısı) 1 ile 8 arasında değişir. İri olduğu halde az sayıda çiçek demeti sapı meydana getiren varyetelerde vardır. Üretimde bu varyeteler tercih edilir.

2.3. Yaprak

Yapraklar gövdeden, ilk meydana geldikleri dönemde birbiri içine girmiş bir kın şeklinde gelişirler ve adeta bir boru oluştururlar. Önce dıştaki yapraklar daha sonra içteki yapraklar meydana gelir. En genç yaprak en içteki yapraktır. Başlangıçta iç içe yer alarak kın oluşturan yaprakların bu kısmı açık yeşil, beyaz veya mor renkli olup yapraklar bor şeklindeki bu kından itibaren gelişir. Çeşide ve çevre şartlarına bağlı olarak 20-30 cm'den başlayarak 50-60 cm'e kadar boy alabilirler. Başlangıçta ince ve narin yapılı olan boru veya yarım boru şeklindeki bu yapraklar dik olarak dururlar. Yaprak yaşlandıkça besin maddeleri deposu haline gelir,etli bir yapı kazanır. Yaprağı dik tutacak yeterli doku bulunmadığından yaprak hafif rüzgarlarda dahi katlanarak yere doğru sarkar.

Soğan yaprağı gri renkten başlayarak koyu yeşile kadar değişen bir renklilik gösterir. Soğan yaprağının rengi, üzerindeki mum tabakası ile ilgili olup, mum tabakası ince olan çeşitlerde yaprak rengi daha koyu yeşildir. Mum tabakası kalınlaştıkça yaprak rengi griye döner. Yaprak boyuna çizgili bir yapı gösterir. Yaprak rengi varyetelere göre önemli değişiklik gösterir. Mor renkli soğanlarda soğan ve yaprak kını mor olduğu halde yaprak ayaları yeşil renklidir.

Yapraklar tam büyüklüğünü aldıktan sonra, gövde rozetinin üstünde depo yaprakları halinde besin maddesi depolar ve bu dönemde her yaprağın taban kısmı gelişerek soğanı oluşturur. Bu yapraklar her sürgün ucunun etrafında ayrı ayrı gruplanırlar. Bu durum Şekil 3'de daha açık olarak görülmektedir.

Şekil 3'de de görüldüğü üzere depo yaprakların et kalınlığı soğanın dış kısmından içeriye gittikçe artar, her depo yaprağının arasında ince renksiz bir zar bulunur. Depo yaprakların dış kısmından bazı varyetelerde renkli bazı varyetelerde ise renksizdir. Yazlık yerli soğan çeşitlerimizden Lakerda soğanı bu duruma güzel bir örnek oluşturur. Soğanlarda depo yapraklarında asimilasyon ürünü olarak nişasta değil şeker depolanır. Yerli çeşitlerimizde suda çözülebilir kuru madde oranı % 13-14'e kadar çıkmaktadır.

Soğanda dış kısımdaki depo yaprakları soğanı koruyacak şekilde gelişirler. Bu yapraklar parlak ve çok sert bir yapı kazanırlar. Güneşli ortamlarda gelişen soğanlarda ve hasattan sonra uzun süre tarlada kurumaya bırakılan soğanlarda bu koruma yaprağı daha fazla olur. Koruma yaprağı sayısı fazla olan varyeteler basit depolarda daha uzun süre muhafaza edilebilirler.

Depolamadan hemen tüketilen tatlı soğan çeşitlerinde, muhafaza yaprağı sayısı az, depo yapraklarının kesit kalınlıkları daha fazladır.

2.4. Çiçek

Soğan çiçekleri soğanın enine kesitinde kolayca görülebilen sayıda meydana gelen, çiçek demeti sapı diye adlandırılan, soğan içinde daha ince yapılı, soğandan itibaren genişleyerek karın yapan, çiçeklerin bulunduğu üst kısımda yine incelen, yaprakalra göre daha etli ve dayanıklı olan 40-100 cm boy alabilen bir yapının uç kısmında yıldızvari dizilmiş yüzlerce çiçekten oluşur. Çiçek demeti sapının uç kısmında yıldızvari dizilen çiçeklerin hepsinin üzeri başlangıçta bir zar tarafından sarılı bulunur. Daha sonra bu zar yarılarak içinden her biri 2-3 cm uzunluğunda bir çiçek sapı üzerinde bulunan çiçekler çıkar. 8-10 cm kesitinde bir top gibi görülen bu çiçeklerden, demetin üst kısmından itibaren başlayarak aşağıya doğru çiçeklenme, tozlanma, döllenme olaylarını takiben meyve ve tohumlar meydana gelir. Çiçek demetinde çiçeklerin tamamının açılması bazen bir haftadan fazla sürebilir. Soğan çiçeklerinde protandiri hakimdir.

İlk çiçeklenme gösteren üstteki grup çiçekler, ilk meyve ve tohumları da oluştururlar. Bu nedenle bir çiçek demeti üzerindeki tohumların hepsi aynı anda olgunlaşmazlar. Olgunlaşan meyveler çatlar eğer hasat edilmezlerse içindeki tohumlar kolayca dökülürler.

Soğanlarda çiçeklenme, soğanın üretim şekline bağlı olarak ikinci yada üçüncü yılda gerçekleşir. Doğrudan tohum ekimi ile üretilen çeşitlerde soğan 2. Yılda, arpacıkla üretilen çeşitlerde ise kullanılan arpacığın iriliği ve arpacığın depolama sıcaklığına bağlı olarak ikinci veya üçüncü yılda çiçeklenme meydana gelir. Arpacık çapı 1.5 cm den daha büyük ise 2. Yılda çiçeklenme meydana gelir. Arpacıklar 13°C'de depolandıklarında aralık ayı başlangıcında çiçek tomurcuklarını geliştirmeye başladıkları halde 23°C'de saklanan arpacıkların hiç birisinin çiçek tomurcuğu meydana getirmediği Hartsema (1947) tarafından tespit edilmiştir.

Soğan çiçeklerinde dişicik borusu çok kısa ve narin yapılı olup kuru rüzgarlardan çok çabuk zarar görürü ve kurur. Bu özellik soğan tohumu üretiminde büyük önem taşır.

2.5. Meyve, tohum ve çimlenme özellikleri

Meyveler üç gözlü olup, altı adet tohum taslağı taşırlar. Meyvede 6 adet taslağı olduğu halde bunlardan sadece iki üç tanesi gelişerek tohum meydana getirir. Tohumun üzeri sert-siyah parlak bir kabukla örtülüdür. Tohum üç köşeli bir yapıya sahip olup bu köşelerden birisi diğer iki köşeye göre daha keskin yapıdadır. Tohum bazen buruşuk yapıda olur ve ezildiği zaman soğan kokusu verir. Bin tane ağırlığı 1.7-4.0 gr arasında değişir. Soğan tohumları çimlenme güçlerini 2-3 yıl muhafaza ederler, daha sonra çimlenme yüzdesi hızla düşer. Çimlendirme denemelerinde 20°C'de 14 günde çimlenirler. Düşük sıcaklıklarda bu süre 4-5 haftaya kadar uzar. Tohumdan hasada kadar 150-200 gün süre gereklidir. Bu süre çevre koşullarına ve çeşide göre değişiklik gösterir.

3. Yetiştirilme İstekleri

3.1. İklim İsteği
3.2. Toprak İsteği

3.1. İklim İsteği

Soğanın anavatanının Batı Asya ve Doğu Akdeniz olduğu daha önce belirtilmişti, bu bize soğanın gündüzleri sıcak ve kurak, geceleri serin bir kara iklimini sevdiğini, ayrıca yağışlı bir ilkbahar isteğini ifade eder. Işıklanma ve sıcaklık soğan gelişmesi için vazgeçilmeyecek iki önemli faktördür. Gün uzunluğuda soğan üretiminde önemli diğer bir faktörüdür. Soğan gelişme döneminde 18-20°C civarındaki sıcaklıklara ve yağışa ihtiyaç duyar. Baş bağlama döneminde ise sıcaklığın 23-26°C'ler civarında olması ideal baş gelişimini sağlar. Baş kuruması döneminin kurak olması istenir, aksi halde olgunlaşmamış soğanlar hemen yeniden kök meydana getirerek gelişmelerini sürdürürler.

Soğan çimlenme sonrası genç dönemde ortaya çıkan ani soğuklardan zarar görür. -8°C'ye kadar donmaz. Ancak soğuktan zarar gören bitkilerde gelişme durur, yapraklar sararır. Havaların soğuması uzun sürede olursa bitkinin soğuktan zarar görmesi azalır.

Soğan tam anlamı ile bir geçiş bölgesi bitkisidir. En başarılı üretim, denizden kara iklimine geçiş bölgelerinde olur. Ülkemizdeki üretim alanları da bunu azıkça ortaya koymaktadır.

3.2. Toprak İsteği

Soğan humusca zengin, derin bünyeli kaymak bağlamayan topraklarda iyi gelişir. Killi-kumlu, kumlu-killi topraklarda çok başarılı şekilde üretilir. Taban suyu yüksek yerlerde soğan tarımından kaçınmalıdır. Ağır killi topraklarda soğan tarımı yapmak yanlıştır. Bitki turbiyer karakterli topraklarda yüksek verim yapar. Asit karakterli topraklar tercih edilir. 6.5-7.5 pH değerleri uygun değerlerdir.

Erken dönemde Pazar için yetiştirme yapılcaksa alüviyal karakterdeki topraklar tercih edilmelidir. Böyle topraklarda yapılan yetiştirmeden elde edilen soğanlar erken hasat edilirler, ancal bu soğanların depolanma süresi kısadır. Kış mevsimi için yetiştirilecek soğanların P ve K'ca zengin, kil içeren topraklarda üretilmesi gereklidir. Topraktaki killi yapı soğanın muhafaza süresine olumlu etki yapar. Ancak burada uygulanan gübreleme ve yetiştirilen çeşit de önemli bir etkiye sahiptir.

4. Yetiştirilme Şekli

4.1. Toprak hazırlığı, ekim, dikim ve bakım işleri

4.1. Toprak hazırlığı, ekim, dikim ve bakım işleri

Soğan dört şekilde üretilebilir; bu üretim şekillerinden üçü ticari amaçlı üretimde, son üretim şekli ise ıslah programlarında kullanılır. Bu dört üretim şekli şu şekilde sıralanabilir.

  • Doğrudan tohum ekimi ile üretim
  • Arpacık (Kıska - Göğer) ile üretim
  • Fide ile üretim
  • Tepe soğanı ile üretim

Bu üretim şekilleri ve özellikleri aşağıda açıklanmıştır.

Doğrudan tohum ekimi (Direkt ekim) ile yemeklik soğan üretimi: Bu yöntemle yapılacak yemeklik soğan üretiminde çeşit seçimi son derece önemli rol oynar. Bu nedenle, üretimini yapacağımız yöredeki ekolojik koşullara adaptasyonu denenmiş bir çeşit seçmek gerekir. Aksi halde üretim için gerekli tüm koşulları yerine getirsek dahi çeşit seçimi yanlış yapılmış ise üretimin başarılı olması mümkün değildir. O yörede denenmiş çeşitlerin dışında çıkmak daima risk taşır. Zira soğan çeşitlerinin hepsi ilk yılda yemeklik soğan iriliğinde soğan oluşturmazlar. Bu yüzden çeşidin o yörede birinci yılda baş sağlayabilen bir çeşit olması gerekir.

Uygun çeşidi seçtikten sonra sıra tarla seçimine gelir. Soğan ülkemizin aşırı yağış alan bölgeleri dışında hemen her tarafında yetiştirilir. Ancak yüksek verim ve kaliteye deniz ikliminden kara iklimine geçiş bölgelerinde ulaşılır. Bu nedenle rekabet gücü olan bir üretimi bu bölgelerimizde düşünmeliyiz. Soğan yetiştirmeye uygun tarla seçerken toprak özellikleri yanında tarladaki yabancı ot yoğunluğu da önem taşır. Çok yıllık yabancı otların bulunduğu tarlaları tercih etmemek gerekir. Soğan yetiştirmeyi planladığımız tarlada yabancı ot mücadelesine bir yıl önceden başlamak gerekmektedir. Soğan yetiştirilecek tarla son baharda soğan köklerinin yoğun şekilde yayıldığı derinlik olan 20-25 cm derinlikte sürülür. Yabancı ot gelişmesi olmuşsa kış döneminde fırsat olursa bir daha sürülerek ekim zamanına kadar başka toprak işleme yapılmaz. Ekim geç sonbahar veya kış döneminde yapılacağından o dönemde toprağın yüzeysel olarak işlenebileceği toprak tavı yakalandığında toprak ekime hazırlanmalıdır.

Soğan besin maddesi ve humusca zengin topraklarda başarılı sonuç verir. Soğan yetiştirilecek tarlaya organik gübre verilecekse gübrelemenin yaz sonunda yapılması gerekir. Soğana verilecek organik gübreyi bir mevsim önceki kültür bitkisine vermek daha daha yararlı olur. Soğan özellikle yaprak oluşturma döneminden itibaren başlayarak baş oluşturma döneminde de toprakta yeterli besin maddesi ister. Yaprak oluşturma dönemi iklim şartlarının uygun olduğu ilkbaharın yağışlı ve serin dönemidir. Bu dönemde toprakta yeterli besin maddesi mutlaka bulunmalıdır. Yapılacak gübrelemede şöyle bir uygulama yapılmalıdır. Bir dekardan 4-5 ton verim alabilmek için dekara saf olarak 8-12 kg azot, 8-10 kg fosfor, kalite ve dayanıklılığı arttırmak içinde toprak yapısına bağlı olarak 12-15 kg potasyum ekim öncesindeki toprak işlemesi ile birlikte toprağın 8-10 cm derinliğinde bir defada verilerek karıştırılır ve ekim yapılır. Azotlu gübre sülfat formunda verilmelidir.

Yetiştirme sadece organik gübre ile yapılacaksa dekara 4-5 ton yanmış organik gübre ekimden en az 4-5 ay önceden ilk sürümle birlikte toprağın 20-25 cm derinliğine verilmiş olmalıdır.

Soğan yetiştiriciliğinde fazla azottan kaçınılmalıdır. Fazla azot kuru madde oranının düşürür, muhafaza süresini kısaltır. Kaba dokulu soğan üretilmesine neden olur.

Soğan ekilecek tarlada toprağın çok iyi işlenmiş ve ekime hazırlanmış olması gerekir. Zira soğan tohumunun çimlenme süresi çimlenme dönemindeki hava şartlarına bağlı olarak 3-4 haftaya kadar uzayabilir. Aynı zamanda soğan tohumları küçük tohumlar arasında yer alır, kalın kabuğunun suyu alabilmesi için toprakla temasının çok iyi olması gerekir. Bu nedenle soğan ekimi yapılmadan önce toprak iyice inceltilir ve biraz sıkıştırılır. Kaz ayakları ile yüzeysel olarak işlenen toprak Disk-Harrow'a çapraz olarak verilmeden işlenerek inceltilir sonra sürgü çekilerek hem düzeltilir hem de bastırılır.

Sürgü çekildikten sonra hava şartları müsaade etse bile hemen ekim yapılmaz. Toprakta nem dağılımının düzgün hale gelmesi için 2-3 gün beklenir. Bu süre sonunda toprak ekime hazır halde gelmiştir. Tohum ekimi gecikmeden yapılmalıdır.

Soğanda tohum ekimi mibzerle yapılmalı ekim derinliği 1-1,5 cm'yi geçmeyecek şekilde olmalıdır. Bazı yazarlarca ekim derinliği 6-8 mm olarak verilmişse de rüzgarlı ve kurak geçen yıllarda bu ekim derinliklerinde önemli çimlenme eksiklikleri görülmektedir. Biraz derin ekim daha az risk taşır. Ağır karakterli topraklarda yüzeysel ekim (1 cm) tercih edilmelidir.

Ekim sıklığı yetiştirilecek çeşidin soğan iriliğine, yetiştirme yapılacak toprağın verimliliğine bağlı olarak sıra arasında 25-30 cm sıra üzerinde ise 2-3 cm olarak değişir. Bu mesafelere bağlı olarak dekara kullanılacak olan tohum miktarı da 600-800 gr'dan başlayarak 1 kg'a kadar çıkar. Soğan tohumlarında %90'ın üzerinde çimlenme yüzdesi çok ender görülür. Bu nedenle ekilen tohum miktarına ekilen tohumun çimlenme yüzdesi de etki yapar.

Ekim yapıldıktan sonra tohumların çimlenme durumu sürekli olarak takip edilmeli havalar kurak giderse toprak yüzeyine çıkmaya yakın dönemlerde yağmurlama şeklinde sulama yapılarak bitkilerin toprak yüzeyine çıkmaları kolaylaştırılmalıdır.

Doğrudan tohum ekim metoduyla yapılan yemeklik soğan üretiminde ekimden sonra selektif ilaçlarla yapılan yabancı ot mücadelesi çok başarılı olur. Herbicid ler yetiştiricilikte sürekli olarak uygulanmaktadır. Üzerinde tohum kabuğunun taşıyan ilk yaprak ikiye katlanmış şekilde toprak yüzüne çıkar. Bitki toprak yüzüne çıktıktan sonra uzun bir süre fazla gelişme göstermez ise de gelişme daha çok toprak altında kök gelişmesi şeklinde olmaktadır. Havaların ısınması ve yapışlarla birlikte soğanda toprak üstündeki organların (yaprakların) gelişmesi hızlanır Soğanlarda önemli zararlara yol açan soğan sineği, soğan yapraklarının gelişmeye başladığı dönemde yaprakların genellikle alt kısımlarına portakal renkli olan ve ince bir sapla yaprağa astığı yumurtalarını bırakır. Yumurtalar tek tek bulunur ve çıplak gözle kolayca görünür. Daha sonra yumurtalardan çıkan larvalar yaprağa girerek yaprakla boyuna galeriler açar. Bu şekilde zarar gören soğanların yaprakları toprağa doğru ay şeklinde kıvrılırlar. Bu görünüm soğan sineğinin tipik belirtisidir, zararlanma bu konuma gelmeden önce önlem alınmalıdır.

Bu dönemde soğan sineği ile savaşım dışında herhangi bir işlem yapılmaz. Bitkide yaprak gelişmesi çok hızlı olur. Başlangıçta etli olmayan yapraklar besin maddelerinin depolanması ile birlikte kalınlaşır, etlenir çoğu zamanda yapraklar kendini taşıyamaz basit bir rüzgarla yere doğru kırılarak sarkar. Sıcaklık ve güneşlenme süresinin artışı ile birlikte soğan yaprakları rozet şeklindeki gövdenin üst kısmında depo yaprağı haline geçerek soğan oluşumunu başlatır. Soğan oluşumu çok hızlı olur. Soğan oluşumu tamamlanınca bitki hayat devresini kapatır. Alt kısımdaki yaşlı yapraklar uç kısımlarından başlayarak sararır ve kururlar. Kurumanın hızlanması için soğan tarlası üzerinde boş plastik varil yuvarlanarak yaprakların soğanın üstünden kırılması sağlanır. Ancak bu işlem esnasında dikkatli davranmak, soğanların ezilerek zarar görmesine sebep olmamak gerekir. Soğanların tarlada kuruması için iklim şartları ve tarla müsaitse böyle bir işleme gerek yoktur.

Sıravari ekilmiş olan soğanlar makine ile sökülür. Söküm makinesinin, sökerek toprak üzerine sıra halinde döktüğü soğanlar iklimi uygun yerlerde toplamadan serili vaziyette kurumaya bırakılırlar. Güneşlenmenin şiddetli olduğu yerlerde ise soğanlar toplanarak tarlanın yağmur yağması halinde su birikmeyecek yüksek bir yerinde fazla kalın olmayacak şekilde (2-3 soğan sırası yüksekliğinde) serilirler. Üzerlerine de soğanları güneşten koruyacak şekilde biçer döver samanı örtülerek kurumaya terk edilirler. Soğan yaprakları ve kökleri iyice kuruyunca soğanlar hafifçe ovularak temizlenirler sonra makine da veya elle büyülüklerine göre gruplandırılarak file çuvallara konup pazara sunulur veya depolanmak üzere muhafaza yerine alınırlar.

Soğanların iriliklerine göre gruplandırılması muhafazayı ve pazarlamayı kolaylaştırıcı rol oynar. Ürünün daha iyi değerlendirilmesi sağlar. İrili ufaklı karışık soğanın satışında çiftçi önemli kayıplara uğramaktadır.

Doğrudan tohum ekimi yoluyla soğan üretiminde normal iriliğini kazanan soğanlar yanında irileşmeden kalan başlar ve çok küçük, arpacık büyüklüğünde soğanlar da oluşur. Bu soğanlar gruplandırılarak yemeklik, yahnilik, taze soğan üretiminde kullanılacak iri arpacık ve arpacık olarak değerlendirilirler.

Arpacık (Kıska - Göğer) ile yemeklik soğan üretimi : Arpacık ile yapacağımız yemeklik soğan üretiminde ana üretim materyalini ülkemizin çeşitli yörelerinde Arpacık, Kıska, Göğer, olarak adlandırılan küçük soğancıklar oluşturur.

Öncelikle bu arpacıkların yetiştirilmesi, seçilmesi ve muhafaza edilmesi ile ilgili hususların açıklanması gerekmektedir. Kullanılacak arpacığın özellikleri yapılacak üretimin başarısında önemli rol oynar.

Arpacık üretimi : Bir üreticinin hem arpacık hem de yemeklik soğan üretmesi mümkünse de profesyonel yetiştiricilikte bu yol önerilmez. Arpacığı üreten kişinin sadece bu üretimde ihtisaslaşması başarı şansını yükseltmektedir. Ancak üretici tarafından kullanılacak olan arpacığın özellikleri yemeklik soğan üretiminde arpacığı kullanacak üreticinin de başarılı olup olmamasını etkileyen en önemli faktörlerden birisi olduğu için, yemeklik soğan üreten çiftçinin arpacık aldığı üreticiye tam olarak güvenmesi gerekir. İşte bu güven yetersizliği nedeniyle üretici genelde arpacığı da kendisi üretmeyi tercih eder.

Arpacık üreten kişinin, o yörenin ekolojik koşullarına adaptasyonu yüksek pazarda aranan bir çeşidin tohumlarını bir tohum firmasından satın alması gerekir. Standart çeşitlerde çoğu zaman bu tohum da üretici tarafından üretilir. Soğan tohumları çimlenme güçlerini hızla kaybettiklerinden dolayı soğan tohumların o yılın tohumu olmaları önemlidir.

Yukarıda sayılan hususlara dikkat edilerek satın alınan soğan tohumu elde edildikten sonra, arpacık üretimi için tarla seçimi yapılır. Arpacık üretimi yapılacak tarlanın yabancı otlardan temiz olması gerekir. Ayrıca tarla toprağı besin maddeleri açısından özellikle azot yönünden zengin olmamalıdır. Arpacık gelişmesi ve hasat sırasında karşılaşılacak sorunların çözümü için ağır killi topraklardan kaçınılmalıdır. Besin maddelerince fakir, kolay işlenebilen hafif karakterli topraklar tercih edilir.

Arpacık yetiştirilecek tarla sonbaharda 15-20 cm derinlikte işlenir. Kış döneminde toprağı işleme fırsatı bulunursa yüzeysel olarak kaz ayakları ile işlenerek otların gelişmesi önlenir. Böylece ekim zamanına ulaşılır. Ekim yapılacak bölgeye bağlı olarak Şubat sonundan itibaren Mart ve Nisan ayı başlarında toprak iyice inceltilerek ekime hazırlanır. Arpacıkların gelişmesi döneminde bakım işlerinin kolayca yapılabilmesi, fazla gelen yağmur sularının tahliyesi ve ekilen tohumların daha iyi çimlenebilmesi için drenaj görevi de görecek şekilde tarlada yüksek taraftan alçak tarafa doğru 120 cm denişliğinde aralarında 40 cm mesafe bırakılarak tahtalar hazırlanır. Tohum bu tahtalar üzerine serpme olarak ekilir. Ekimin yeknesak yapılabilmesi için belli alana ekilecek tohum miktarı en az ikiye bölünerek o alana iki defada ve çapraz olarak ekilir. Tohumların üzerine çimlenmeyi kolaylaştıracak ve su tutmayı sağlayacak materyalle hazırlanan harçtan 1 cm kalınlığında kapak atılarak tohumun toprakla iyi temas etmesini sağlayacak şekilde baskı tahtalarıyla bastırılır. Mini spring yağmurlama sistemi ile veya alan küçükse süzgeçli kovalarla sulanır. Hava şartlarına bağlı olarak çimlenme 2-3 hafta içinde olur. Soğan bitkilerinin ilk yaprakları, üzeride tohum kabuğu ile birlikte ikiye katlanmış olarak toprak yüzüne çıkarlar. Gelişme başlangıçta çok yavaş olur, sonra hızlanır. Genellikle bu dönemde havalar yağışlı olduğu için ot alma dışında başka işlem yapılmaz. Bitkiler gelişmelerini sürdürürler. Hafif karakterli toprakta yapılacak yetiştirmelerde toprağın Fosfor ve Potas yönünden takviye edilmesi dayanıklı arpacık üretmede yararlı olur. Arpacıkların gelişmesi döneminde soğan sineği zararına karşı dikkatli olmalı ve gerekli müdahale yapılmalıdır.

Bitkiler arpacık oluşturarak Haziran sonu veya Temmuz ayı içinde hayat devrelerini kapatırlar. Bu dönemde arpacıklar sökülerek 8-10 cm kalınlığı geçmeyecek şekilde şekilde alttan hava alabileceği bir yere serilerek direkt güneş ışınlarından korunarak kurutulurlar. Hafifçe ovularak kuru yaprak ve köklerden arındırılır ve 24-26 °C'lik sıcaklıkta havadar depolarda depolanırlar. Bunun için en basit yöntem Hollanda kasalarına konularak saklamadır. Arpacıklar kışın 20 °C'nin üzerindeki sıcaklıklarda muhafaza edilmelidir.

Kışın 20 °C'nin altındaki sıcaklıklarda saklanan arpacıklar soğan oluşturmadan, hemen dikildikleri yılın baharında generatif faza geçerek çiçeklenirler. Bu, yemeklik soğan üretiminde hiç arzu edilmeyen bir durumdur. Bu nedenle arpacıkların saklanması büyük önem taşır.

Generatif faza geçmede arpacığın büyüklüğü de önemli rol oynar. Normal koşullarda sıcaklığa dikkat edilerek depolansalar dahi 2 cm veya daha fazla kesite sahip arpacıklarda soğan oluşturmadan, generatif faza geçerek çiçeklenme gösterme oranı yüksektir. 12-18 mm çapındaki arpacıklar soğan yetiştirmede ideal arpacıklar olarak kabul edilir. Arpacık iriliği arttıkça birim alan için kullanılan arpacık miktarı da artar. Bu artış maliyet artışı demektir.

Bu şekilde üretilen arpacıklarda yemeklik soğan üretimi yapıldığı gibi 20 mm'den daha büyük çaplı arpacıklar yeşil soğan üretiminde kullanılırlar.

Arpacık ile soğan üretimine, üretilen bu arpacıklar ile başlanır. Arpacık ile soğan üretim şekli ve özellikleri aşağıda verilmiştir.

Arpacık üretiminin aksine arpacıkla soğan üretiminde kullanılacak tarlanın 15-20 cm derinliğindeki kısmının organik ve anorganik besin maddelerince zengin olması gerekir.

Soğan yetiştirilecek tarla yanmış çiftlik gübresi ile dikimden en az üç ay ünce gübrelenir. Gübreleme organik gübre ile yapılacaksa dekara 2-3 ton yanmış gübre erken sonbaharda toprağın 15 cm'lik derinliğine sürüm ile karıştırılır. Organik gübre kullanılmayacak ise gübrelemenin dikimden önce yapılan toprak işlemesi ile 8-10 cm derinliğine verilmesi gerekir. Dekardan 4-5 ton verim alınması planlanıyorsa arpacık dikiminden evvel Disk-Harrow derinliğine (8-10) cm dekara 12-12 kg N, 8-10 kg P2O5, 12-15 kg K2O verilmelidir. Disk Harrow ile inceltilmiş toprağa hafif bir sürgü çekilerek toprak dikime hazır hale getirilir. Arpacıkların dikimi sıra vari yapıldığı gibi saç ayağı şeklinde de olabilir. Ancak sıravari dikim, bakım ve hasat işlerinin yapılması aşamasında büyük kolaylık sağlar. Bu nedenle tercih edilmesi gereken bir dikim yöntemidir.

Yetiştirmenin yapıldığı bölgeye bağlı olarak şubat veya mart ayı içinde hazırlanan toprağa, sıra arası 25, sıra üzeri 8 cm olacak ve arpacıkların ucu toprak yüzeyinde kalacak şekilde elle dikim yapılır. Makineli arpacık dikimi denenmiş ise de başarılı olmamıştır. Kullanılan arpacık iriliğine bağlı olarak dekara 35-40 kg arpacık kullanılır.

Dikilen arpacıklar hemen kök meydana getirerek topraktaki besin maddelerinden yararlanırlar ve gelişirler. Arpacıklar başlangıçta kök ve çok miktarda da yaprak meydana getirirler ve bu yapraklarda depolandıkları besin maddelerini soğan oluşturma döneminde sopanda depolarlar. Esasen soğan, yaprakların rozet şeklindeki gövdenin üst kısmında depo yaprağı oluşturmasıyla meydana gelir. Soğan oluşturma, gün uzunluğu ve güneşlen

Yorum beslemesine abone olun Yorumlar (1 gönderilen)

avatar
Emine çelik Bağcı 11/06/2014 08:49:31
Yazının devamını nerede görebilirim?
toplam: 1 | gösteriliyor: 1 - 1

Yorum gönder

  • Kalın
  • Italik
  • Altı çizili
  • Alıntı

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

Captcha
  • Arkadaşına gönder Arkadaşına gönder
  • Sayfayı yazdır Sayfayı yazdır