Kalkan balığının kilosu 130 TL'ye yükseldi

Karadeniz'de son yıllarda az miktarda avlanan kalkan balığının kilogramı Sinop'ta 130 liraya kadar yükseldi. Karadeniz'de son yıllarda az miktarda avlanabilen kalkan balığı, tezgahlarda kilogramı 80 ila
...

Ege'nin en büyük tarım fuarı açılıyor

DENİZLİ'de bu yıl 13'üncüsü düzenlenen Tarım, Sera ve Hayvancılık Fuarı, 22-26 Şubat'ta EGS Park Fuar Merkezi'nde açılacak. Bu yıl 180 firmanın katılacağı belirtilen fuarı, 160
...
Anasayfa | KÜTÜPHANE | SERACILIK | Seralarda Aşırı Gübre Kullanımı Çevreyi Tehdit Ediyor

Seralarda Aşırı Gübre Kullanımı Çevreyi Tehdit Ediyor

Bu konu tarihinde yayınlandı  3807 defa okundu 
Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font

Yrd. Doç. Dr. Atılgan ATILGAN    

Dünyamız, yoğun şekilde kullanılan tarımsal gübrelerden kaynaklanan çevre ve toprak kirliliği ile karşı karşıyadır. Gübre, tarımsal üretimde en önemli girdilerden biridir. Yeterli uygulanmadığında verim ve kalitede önemli kayıplara neden olmakta, buna karşın fazla uygulanması durumunda ise özellikle azot ve fosforlu gübrenin yıkanması ile taban ve yüzey sularının kirliliğine, azot oksit emisyonu ile hava kirliliğine neden olmaktadır. Ayrıca azotlu gübrelerin fazla kullanılması durumunda yapraktaki nitrat miktarı özellikle yaprağı yenen sebzelerde insan sağlığını tehdit edecek düzeye ulaşmaktadır.

Uygulanan kimyasal gübrenin belirli bir kısmı bitkiler tarafından kullanılmakta, geriye kalan kısım ise yer altı ve yüzey sularına karışarak insan, bitki ve hayvan sağlığını tehdit etmektedir. Bu gübreleri üreten tesislerin atık sularındaki amonyum azotu ve nitrat azotu yönetmelikte belirtilen miktarların çok üstünde bulunmaktadır. Ayrıca, tarımsal alanlara uygulanan yüksek dozdaki azotlu gübrelerin, toprakta mikroorganizmalar tarafından nitrifikasyonla nitrata dönüştürülmeleri ve nitratın negatif yüklü olması nedeniyle toprakta yıkanarak taban suyunda önemli miktarlarda azot bulunmasına neden olmaktadır.

Uygulanan gübreden beklenen yararı elde etmek için gübrenin verilme zamanı, metodu, bitki çeşidi, toprak özellikleri, iklim ve topraktaki bitki besin maddesi miktarı gibi verileri de bilmek gerekir. Gübre üreticileri ürettikleri gübrelerin saf bitki besin elementi içeriklerini gösteren tabloları da uygulayıcıya vermektedirler. Gübreleme yöntemi ve miktarları; toprak, bitki ve çevre faktörlerine göre değişkenlik göstermektedir. Bu nedenle gübre üreticilerinin kullanım yöntemi ve miktarları ile ilgili bilgileri, ambalaj üzerinde (besin maddesi içeriklerini yazdığı gibi) belirtmeleri pratik olarak mümkün değildir.

Ancak üretici firmalar, eğitim toplantısı veya seminerleri ile üreticilerin bilgilendirilmelerini sağlayabilirler. Gübreler genelde inorganik gübreler ve organik gübreler olarak ikiye ayrılmaktadır.

Türkiye'de 1994 yılında ortalama hektar başına 84 kg gübre kullanılmıştır. Kullanılan gübre miktarı yıllara göre değişmekle beraber bazı yıllarda oldukça yüksek değerlere ulaşmaktadır. Türkiye'de örtü altı tarımın %87'si  Akdeniz Bölgesi'nde yapılmaktadır. Diğer önemli bölgeler ise, Ege ve Karadeniz'dir. Örtü altı yetiştiriciliğinin yoğun olduğu bölgelerde mineral gübreler gibi kimyasal ilaçlar da yüksek miktarlarda kullanılmaktadır. GAP bölgesinde yer alan Adıyaman, Gaziantep, Mardin ve Şanlıurfa illerinde Türkiye'de kullanılan toplam zararlıları öldürücü miktarının yaklaşık %3'ü kullanılırken sadece Antalya ve Içel illerinde yaklaşık %30'u kullanılmaktadır.  Akdeniz Bölgesi'ndeki toplam örtü altı alanların %34'ü, cam sera alanlarının da %84'ü Antalya ilinde bulunmaktadır .

Bu yüzden Süleyman Demirel Üniversitesi ile Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültelerinde ortaklaşa yürüttüğümüz çalışmada inceleme alanı olarak Antalya ili seçilmiş ve yörede yaygın olan sera üretiminde organik ve kimyasal gübre kullanım düzeylerinin belirlenmesi, kullanılan bu gübrelerin uzun vadede çevre üzerine olabilecek olumsuz etkilerinin tespiti ve alınabilecek önlemlerin ortaya konması amaçlanmıştır. Gübreleme, sera koşullarında damla sulama sistemleri ile, suda tam çözülen gübreler kullanılarak yapılmaktadır. Üreticiler sulamayı, dolayısıyla gübrelemeyi genellikle bitki veya toprağın durumunu görsel olarak inceleyerek yapmaktadırlar. Bu durum ise su, gübre ve enerjinin etkin kullanılmamasının yanı sıra, çevre kirlenmesi, taban suyunun yükselmesi ve drenaj sorunlarının artmasına, verim ve kalitenin düşmesine yol açmaktadır.             

Tüm bitki besin elementleri içerisinde azotlu gübreler, üreticiye yarar sağlaması dışında, yıkanma, buharlaşma ve sera gazları oluşumu gibi olumsuz çevresel etkileri nedeniyle büyük öneme sahiptir.

Yaptığımız araştırmada üreticilerin çoğunlukla sadece üretim miktarını dikkate alarak gübreleme yaptıkları, verim dışındaki kriterlere önem vermedikleri, olası çevresel problemlerini ise hiç dikkate almadıkları açıkça ortaya çıkmıştır. Çevresel etkilere verilen önem dolaylı olarak eğitimle ilişkili bulunmuştur. Zira, eğitim düzeyi arttıkça analiz yaptırmaya verilen önem artmakta, bu da gereksiz ve aşırı gübre kullanımını önlemekte ve çevresel etkiler azaltılabilmektedir.

Antalya bölgesinde yürütülen bir çalışmada, suları analiz edilen kuyuların %50'sinin nitrat içeriğinin Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sınırı olan 45 mg NO-3/L sınırının üzerinde olduğu, nitrat içeriğinin sınırın 3 katından daha fazla, 165 mg NO-3/L düzeyine kadar çıkabildiği rapor edilmiştir. Örtü altı yetiştiriciliğinin son derece yaygın olduğu söz konusu bölgede, kuyu sularında belirlenen yüksek nitrat içeriği bu çalışmada belirlenen yüksek dozda gübre kullanımı ile paralellik göstermektedir.

Çalışmada belirlenen, 50 kg/da ve altındaki dozlarda gübre uygulaması Avrupa ülkelerinin kullanım düzeyleriyle paralellik göstermektedir. Ancak yine bu çalışmada elde edilen 51-75 kg/da ve hatta bunun üzerindeki gübre kullanım miktarları Türkiye ortalamasının 10 katından daha fazladır. Ülkemiz gübre kullanımının ortalama 91 kg/ha olduğu düşünülürse bazı bölgelerde aşırı gübre kullanıldığı açıkça görülmektedir .

Gübrelemenin zamanında ve yeterli düzeyde yapılmasının tek yolu, gübreleme öncesi toprak analizlerinin yapılmasıdır. Yıllardan beri bu sorun dile getirilmesine rağmen üreticiler gereken önemi vermemektedir. Toprak analizi yapılmadan gübre kullanımına gidilmesi gübrenin ekonomik kullanımını engellemekte, maliyetleri artırmakta, ürün kalite ve miktarını azaltmakta, toprağa ve çevreye zarar vermektedir.

Çalışmamızda elde edilen verilerden genel olarak, sera yetiştiriciliğinde bitkilerin doğru beslenmesini sağlamak için, üreticilerin rahatça ulaşabilecekleri yakınlıkta ve uygun fiyatlarda bitki ve toprak analizleri yapan laboratuarların kurulması gerektiği; analiz sonuçlarına göre sera bitkilerinin beslenme programları konusunda onlara yardımcı olabilecek nitelikli ziraat mühendislerinin yetiştirilmesinin gerekli olduğu; sera sebze yetiştiriciliğimizde üreticilerin yetiştiricilikle ilgili çözemedikleri en önemli problemin bitki besleme veya gübreleme olduğu gerçeği; bu konularda üreticilerin resmi veya özel kuruluşların vereceği eğitime ciddi bir şekilde gereksinim duyduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.

Çalışmamıza ait sonuçları aşağıdaki kutucuklarda bulabilirsiniz.

 

Çalışmada belirlenen değişkenler arası ilişkiler incelendiğinde eğitim düzeyi artıkça üreticilerin toprak analizine daha fazla önem verdiği, daha büyük seralarda daha fazla organik gübre kullanarak üretim yaptıkları, organik gübre kullanımı ile verim arasında kuvvetli ilişki olduğu görülmüştür.

 Değişkenlerin verimle ilişkileri incelendiğinde, verimin en çok kullanılan kimyasal gübre ile ilişkili olduğu, bunu sırasıyla analiz yapımı ve çiftlik gübresi kullanımının izlediği belirlenmiştir.

Antalya ilinde yapılan çalışmada, seralarda özellikle kış aylarında kimyasal gübrelerin çok yoğun olarak kullanıldığı, bu nedenle su kaynaklarının özellikle kuyu sularının tehlikeli boyutlarda kirlenebileceği, bitkisel üretim miktarının ve ürün niteliğinin olumsuz olarak etkilenebileceği sonuçlarına ulaşılmıştır.

Yöredeki üreticiler, yetiştirdikleri bitkilerin besin ihtiyaçlarını kısmen organik gübreden sağladıklarını, organik gübre uygulamasının toprak verimliliğini artırdığını ve toprakların fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini iyileştirdiğini belirtmişlerdir.

Yörede domates yetiştiriciliği yapan işletmeler, tüm işletmelerin %76'sını oluşturmaktadır. Üreticiler, domatesin ekonomik olarak getirisinin fazla olması ve pazarlamasının diğer ürünlere oranla daha kolay olması nedenleriyle domates yetiştiriciliğine öncelik verdiklerini belirtmişlerdir.

Yapılan anket çalışmasından elde edilen sonuçlara göre, kimyasal gübrelemenin özellikle domates yetiştiriciliği yapan işletmelerde fazla olduğu, bu işletmelerin %37'sinde fazla kazanç elde edebilmek için her üretim döneminde, organik gübrenin dışında 50 kg/da'dan fazla (N+P2O5+K2O)  kimyasal gübre kullanıldığı belirlenmiştir .

Ankete katılan yetiştiricilerin %91'inin organik gübre hakkında bilgisi olduğu, organik gübre kullanılan seraların %35'inde ürün artışı sağlaması için, %19'unda bitki besleme için, %15'inde zirai ilaç bayisi tavsiyesine göre ve %31'inde ise kalite, kök gelişimi, toprağı yumuşatma, organik madde eklemek ve toprak ıslahı için organik gübre kullanıldığı belirtilmiştir.

Işletmelerin %54'ünde organik gübreyi ürün artışı ve bitki besleme için kullandıklarını belirtmişlerdir. Kimyasal ve organik gübrenin bir arada ve aşırı düzeylerde kullanılmasının, sadece ürün artışı sağlamak amacıyla yapılması çok düşündürücüdür. Gübrenin yarayışlılığı, gübrenin zamanında ve yeterli miktarda verilmesine bağlıdır.

Bu da toprak analizleri sonuçları ile tekniğine uygun gübreleme ile olmalıdır. Çiftlik gübresi kullanım miktarları; seraların %38'inde  2 ton, %6'sında 2-3 ton ve %24'ünde 3 ton ve daha fazlası olarak belirlenmiştir. Işletmelerin %32'si çiftlik gübresi kullanmadığını beyan etmiş veya kullanım miktarlarını açıklamak istememiştir.

Anketlerde, işletmelerin %69'unda gübrelemeden önce toprak analizi yaptırmadığı belirlenmiştir. Üreticilerin, %55'i zirai ilaç bayi tavsiyesi, %24'ü tecrübe, %21'nin ise, analiz raporları, bitki ve havanın durumuna göre gübre miktarlarını belirleyerek gübreleme yaptığı belirlenmiştir.

Kullanılan organik gübrenin %36'sı zirai ilaç bayisinden, %45'i gübre pazarından, %19'u ise, hayvancılık işletmeleri ve köylerden elde edilmiştir. Kimyevi gübrenin tamamının ise piyasadaki gübre bayilerinden alındığı belirlenmiştir .  Elde edilen bulgulara göre, yörede bulunan zirai ilaç bayilerinin tavsiyesinin üreticiler üzerinde büyük bir etkisi olmaktadır. Gübre bayilerinin ticari işletmeler oldukları göz önüne alınırsa, bayi kendisine daha fazla kazanç getirecek ürünleri pazarlamakta ve tavsiye ederek yayılmasını sağlamaktadır.

Bu araştırma sonuçları açıkça ortaya koymaktadır ki bölgede tarımsal bilgi sistemi içinde Tarım Il ve Ilçe müdürlükleri önemlerini kaybetmiş, bunun yerini gübre bayileri almışlardır. Özellikle gübre bayileri, çalıştırdıkları Ziraat Mühendisleri aracılığı ile müşterilerine ücretsiz danışmanlık hizmetleri de sunmaktadırlar. Bu ise danışmanlık hizmetinin ticari olarak mal satımı haline dönüştürülmesi ve ticari kaygılarla ihtiyaç fazlası gübrelemenin teşvik edilmesi anlamına gelmektedir.

Ankete katılan işletmelerin %29'u organik gübre olarak çiftlik gübresi, %18'i piyasada satılan (Ormin K, Biyofarm, Nof, Organica, Coplex, Orgevit), %11'i sıvı tavuk gübresi, %12'si sıvı gübreler ve %30'u ise diğer sıvı ve katı ticari organik gübreleri kullandıklarını belirtmişlerdir. Diğer gübrelere göre daha dikkatli kullanım gerektiren tavuk gübresinin; fazla kullanılması, toprağın fiziksel ve kimyasal özelliklerini olumsuz etkileyecektir.

Işletmelerde kullanılan organik gübre miktarı, ekim alanı en fazla olan domates bitkisinde %87, diğer ürünlerde %13 olarak bulunmuştur. Piyasada satılan organik gübreleri kullanan işletmelerin %36'sının 100 kg/da'dan daha fazla organik gübre kullandıkları belirlenmiştir.

Ilkokul mezunu işletmecilerin %81'i toprak analizi yaptırmadığını ve bu işletmecilerin %48'inin 51-75 kg/da gübre uyguladığını beyan etmiştir. Ortaokul mezunlarının %80'inin toprak analizi yaptırmadığı ve bunların %40'ının 51-75 kg/da gübre kullandığı belirlenmiştir. Lise mezunlarında ise bu oranlar daha da azalmakta, işletmelerin %50'sinin toprak analizi yaptırmadığını ve bunların %25'inin 51-75 kg/da gübre uyguladığı belirlenmiştir. Üniversite mezunu işletmecilerin ise %29'unun toprak analizi yaptırmadığını ve bunların %14'ünün 51-75 kg/da kimyevi gübre kullandığı belirlenmiştir.

Bu sonuçlara göre, yetiştiricilerin eğitim düzeyinin artması; toprak analizi yaptırılması ile doğru orantılı, kimyevi gübre kullanımıyla da ters orantılı olarak değişmektedir .Yapılan bu çalışmada, ankete konu olan parametrelerin bir çoğunun birbiriyle yüksek önem düzeylerinde ilişkili olduğu belirlenmiştir.

Örneğin organik gübre bilgisi olan üreticiler önemli düzeyde organik gübre kullanmışlardır. Buradan üreticilerin ilgili kurum ve kuruluşlarca çeşitli yayım çalışmaları yapılarak bilinçlendirilmesinin gerekliliği, eğitim sonucunda da gerek ekonomik gerek ekolojik yönlerden büyük faydalar sağlanacağı açıkça görülmektedir.

Antalya yöresinde günümüz koşullarında aşırı gübre kullanımın yarattığı sorunlar çok fazla gündeme gelmemekle birlikte, bölgede daha önce yapılan çalışmalar ve bu araştırmada yer alan sonuçlar seralarda gereğinden fazla gübre kullanıldığını göstermektedir.

Bu nedenle seralarda gübreleme yapılmadan önce toprak ve bitki analizlerinin yapılması hususu ivedilikle hayata geçirilmelidir.

Not: Bu yazı, Ekoloji'nin 62. sayısında yayınlanan, Atılgan Atılgan, Ali Coşkan, Burak Saltuk ve Müge Erkan'a ait "Antalya Yöresindeki Seralarda Kimyasal ve Organik Gübre Kullanım Düzeyleri ve Olası Çevre Etkileri" başlıklı makale esas alınarak hazırlanmıştır.

http://www.ekolojimagazin.com/?s=magazin&id=308

Yorum beslemesine abone olun Yorumlar (0 gönderilen)

toplam: | gösteriliyor:

Yorum gönder

  • Kalın
  • Italik
  • Altı çizili
  • Alıntı

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

Captcha
  • Arkadaşına gönder Arkadaşına gönder
  • Sayfayı yazdır Sayfayı yazdır